Facebook

Twitter

Google Plus

YouTube

DAÜ-SEN VE DAÜ BİR-SEN ORTAK BASIN AÇIKLAMASI

basıntoplantıÜNİVERSİTEYİ ZARARA UĞRATAN YÖNETİCİLERDEN HESAP SORULMALIDIR

(20 Mayıs 2014)

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde 2010 yılında toplu işten çıkarmalar yaşanmış ve başta Hazırlık Okulu olmak üzere birçok fakülte ve yüksekokulda 150’den fazla öğretim görevlisi ve öğretim üyesi işini kaybetmişti. 2011 yılında ise Üniversite Öncesi Eğitim Kurumları olan Doğu Akdeniz İlkokulu ve Doğu Akdeniz Koleji’nde (DAİ-DAK) çalışan üyelerimiz çalıştıkları kurumların Doğa Kolejine peşkeş çekilmesi sonucu işsiz kalmışlardı. Benzer şekilde, 2010-2013 yılları arasında, sözde “tasarruf tedbirleri” adı altında 200’e yakın işçi ve memur, yaşları üzerinden ayrımcılığa tabi tutularak, yasal hakları çiğnenerek, hukuksuz bir şekilde işten uzaklaştırılmışlardı. Bütün bu olumsuz gelişmeler sonucunda DAÜ-SEN hukuksuz olan bu işten çıkarmalara karşı dava açmış ve bugünlere kadar süren yargı sürecini başlatmıştı.

İşten çıkarma olaylarının yaşandığı dönemlerde sendikalarımız ellerindeki bütün olanakları kullanarak DAÜ Yönetimini uyarmaya çalışmış ve işten çıkarma kararlarının hukuksuz olduğunu her platformda dillendirmişti. Ama o zamanlar günü kurtarmaya yönelik  stratejiler geliştiren DAÜ Yönetimi bütün bu uyarılara kulağını tıkamıştı.

DAÜ Yönetimi tarafından yapılan hukuksuz işlemler için açılan davaların takibi ısrarla yapıldı ve yıllarca süren mahkemelerde nihayet sonuç almaya başladık. Son dönemde, yargı organları tarafından ard arda verilen kararlar DAÜ Yönetiminin aldığı kararların hukuksuzluğunu ortaya koymuştur. Sendika ile görüşülmeden ve Toplu İş Sözleşmesi çiğnenerek ders yüklerininin arttırılması konusunda açılan davada mahkeme DAÜ-SEN’i haklı bulmuş ve Toplu İş Sözleşmesinin çiğnendiğine karar vermiştir.  2010 yılında işten çıkarılan devamlı personel statüsündeki akademik personelin davaları istinaf mahkemesinde DAÜ’nün aleyhine sonuçlanmıştır. Sözleşmeleri bitmeden, hukuksuz biçimde işten çıkarılan akademik personelin açtığı davalar da çalışanlar lehine sonuçlanmaktadır.  Ayrıca TİS’e rağmen çıkarılan ve anayasaya aykırı bir şekilde geriye dönük olarak uygulanan tüzüklerle yapılan maaş kesintileri de bugünlerde anayasa mahkemesinde görüşülmektedir.  Anayasa mahkemesinin bu konu ile ilgili doğru kararı vereceğine olan inancımız tamdır.

İşten çıkarma davalarında ortaya çıkan ve 13 ile 15 milyon TL arasında olacağı öngörülen tazminatlar konusunda ne yapılacağı bugün cevaplanması gereken en önemli sorulardan biridir. 

Geçmişte yapılan işlemlerin hukuksuzluğunun tescili olan mahkeme kararları karşısında DAÜ Yönetiminin izlediği strateji, davayı bir üst mahkemeye taşıyarak zaman kazanmak; sorunları ötelemektir. Kısa vadeli, günü kurtarmaya yönelik bu stratejinin sonucu daha fazla faiz ödemesi ve daha yüksek miktarlarda tazminatlar olacaktır. DAÜ Yönetimi ödenecek tazminatları ileri tarihlere ertelemeye çalışarak hem tazminat miktarlarını yükseltiyor hem de DAÜ’nün geleceğini ipotek altına alıyor. “Benden sonrası tufan” şeklinde özetlenebilecek bu kötü yönetim anlayışı asla kabul edilemez. Yönetimin aldığı yanlış ve hukuksuz kararların bedelini kim ödeyecek sorusunu sormak sendikalarımızın en doğal hakkı ve görevidir. Bu bedeli DAÜ çalışanı mı ödeyecek, yoksa bu açıkları kapatmak için ek kaynak aktararak hükümet mi, daha doğrusu vatandaş mı? Çalışanların yönetimin yanlış kararlarının bedelini ödediği filmi DAÜ daha önce de gördü. DAÜ çalışanları yakın geçmişte, yine şimdiki yönetim döneminde Üniversitemizi ve onu izleyen yıllarda da üniversitemize bağlı kurumlar olan DAİ-DAK’ı düzlüğe çıkarmak adına iki kere maaş kesintisi yaşadı. Yapılan kesintiler sonucunda elde edilen sonuç tam bir fiyaskodur: Bugün DAÜ’nün reel gelirlerinde hala önemli bir artış yoktur, 30 milyon TL dolayındaki borcu hiç azalmamıştır ve DAİ-DAK konusunda yaşananlar ise herkesçe bilinmektedir. 

Bir dejavü yaşamamak için, bugün basın yoluyla mahkeme kararlarının yarattığı tazminat tehlikesini ve bunun DAÜ bütçesine getireceği yükü kamuoyunun ve VYK’yı atayan Hükümetin gündemine alınması amacıyla paylaşıyoruz. DAÜ’yü zarara uğratan, mali yükümlülükler altına sokan tüm yöneticilerden hesap sorulmasını talep ediyoruz. Şunu açıkça belirtmek isteriz ki, DAÜ’yü kurtarmak adına bu hukuksuz kararları alanlar ve bugünkü büyüyen tazminat sorununu yaratanlar bu zararın bedelini ödemelidir. DAÜ’de yetkili sendikalar olan DAÜ-SEN ve DAÜ BİR-SEN bu kötü yönetim kararlarının bedelinin çalışanlar tarafından ödenmesine izin vermeyecektir Hukuk tanımaz yöneticilerin sebep olduğu tazminatların halkın sırtına yüklenmesi de en hafif ifadeyle adaletsizliktir. Eğer hesap verebilirlik ilkesi bir noktada işlemeye başlayacaksa, o an işte bugündür.  

 Doç. Dr. Tarık Timur                            Buğu Sümen Cohar                              Kazım Hakverdi

Başkan                                                Eş Başkan                                           Eş Başkan

DAÜ-SEN                                            DAÜ BİR-SEN                                      DAÜ BİR-SEN