Basın Açıklaması

Hukuksuzluğa, keyfiliğe ve akademik değerlerin aşındırılmasına karşı eylemdeyiz!

Hukuksuzluğa, keyfiliğe ve akademik değerlerin aşındırılmasına karşı eylemdeyiz!

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde 65 yaşını dolduran akademik personelin sözleşmeleri uzatılmamıştır. Kıdemli Öğretim Üyesi ile Seçkin Profesör statülerine atamalarda yeni dönemin ortasına gelinen bir aşamada hala belirsizliğini korumaktadır. Dahası, dönem ortasında fakültelerin dersleri yürütmekle görevlendirdiği akademik personelin statülerinin onaylanmadığı gerekçesiyle derslerinden çıkarılmaları talep edilmektedir.

Temmuz ayından bu yana sendikamızın Rektörlük ve Vakıf Yöneticiler Kurulu ile yaptığı tüm girişimler sonuçsuz kalmış; sorunlar giderek büyümüş ve üniversitemiz açısından kabul edilemez bir noktaya gelmiştir.

Bugün gerçekleştirdiğimiz eylem, bir tercih değil, sonuçsuz kalan bütün girişimlerimizin ardından zorunlu hale gelen bir uyarıdır. DAÜ-SEN olarak üniversitemizin hukukunu, akademik değerlerini, kurumsal iradesini ve çalışanlarımızın haklarını savunmak için Rektörlük önündeyiz.

Hukuk çiğnenerek akademik personelin sözleşmeleri sonlandırılamaz!

2024 yılında imzalanan Toplu İş Sözleşmesi, 65 yaşını dolduran akademik personelin devamlı personel kadrosundan sözleşmeli statüye geçirilmesini ve emeklilik yaşı olan 67’ye kadar sözleşmelerinin birer yıllık sürelerle uzatılmasını öngörmektedir. Sözleşmelerin sonlandırılması ise performans değerlendirmesinde başarısızlık veya ağır disiplin suçu gibi belirli koşullara bağlanmıştır.

Buna rağmen, 65 yaşını dolduran meslektaşlarımızın sözleşmeleri uzatılmamış ve görevleri sonlandırılmıştır. Bu uygulama Rektörlüğün olumlu görüşüyle hayata geçirilmiştir. Sözleşmesi uzatılmayanlar arasında “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” (World’s Top 2% Scientists) listesinde yer alan bir meslektaşımızın da bulunması, alınan kararın hiçbir akademik ölçütle bağdaşmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Önceki Vakıf Yöneticiler Kurulu Başkanı Sayın Şemi Bora da sözleşmelerin uzatılmaması yönündeki karara şiddetle itiraz etmiş ve bu karara şerh koymuştur. Bu durum, alınan kararın üniversitenin kendi yönetim organlarında dahi ciddi itirazlarla karşılandığını göstermektedir.

Açıkça ifade ediyoruz: Toplu İş Sözleşmesi’nin hükümleri uygulanmalı, sözleşmeleri uzatılmayan meslektaşlarımızın hakları iade edilmelidir. Üniversiteye yıllarca emek vermiş akademisyenlerin mevzuatta öngörülmeyen gerekçelerle görevlerinden uzaklaştırılması kabul edilemez.

Kıdemli Öğretim Üyesi ve Seçkin Profesör statüleri mali sürdürülebilirlik politikasının parçasıdır.

Bugün tartışmaya açılan Kıdemli Öğretim Üyesi ve Seçkin Profesör statüleri, kişilere ayrıcalık sağlamak veya üniversitede gereksiz kadrolar oluşturmak amacıyla oluşturulmamıştır. Bu statüler, 2020 yılından itibaren üniversitenin farklı kademelerindeki değerlendirmeler ve yetkili kurulların çalışmaları sonucunda mevzuata kazandırılmış; hükümet ile üniversite arasında imzalanan protokolün mali sürdürülebilirlik yaklaşımıyla da bütünleştirilmiştir.

Bu politikanın amacı açıktır: Üniversitenin personel maliyetlerini azaltırken, deneyimli ve nitelikli akademik personelin bilgi birikiminden yararlanmaya devam etmek. Böylece lisansüstü öğrenci danışmanlıklarının, bilimsel çalışmaların ve uzmanlık gerektiren derslerin sürdürülmesi; üniversitenin akademik kapasitesinin ve rekabet gücünün korunması hedeflenmiştir.

Bu statüler, üniversitenin hem mali sürdürülebilirliği hem de akademik niteliği açısından birbirini tamamlayan bir kadro politikasının önemli unsurlarıdır. Bunları işlevsiz hale getirmek, yalnızca deneyimli akademisyenlerin üniversiteden uzaklaşmasına değil, protokolün öngördüğü politikanın amacından sapılmasına da yol açmaktadır.

Keyfi kriterlerle üniversite yönetilemez!

Kıdemli Öğretim Üyesi ve Seçkin Profesör statülerine ilişkin süreç, üniversitenin yetkili akademik kurullarının iradesi ve yerleşik mevzuat çerçevesinde yürütülmelidir. Bölüm kurulları ve fakülte kurulları, akademik ihtiyaçları değerlendirerek görevlendirme önerilerini Temmuz ayından itibaren Rektörlüğe iletmiştir.

Bu yıl, üniversitenin yetkili akademik organlarının görüşü alınmadan Rektörlük tarafından dersler başladıktan sonra yeni kriterler oluşturulmuş; ancak bu kriterler fakülte ve bölümlerle yazılı olarak paylaşılmamıştır.

Daha da önemlisi, uygulandığı ileri sürülen kriterler herkese eşit biçimde uygulanmamıştır. Benzer durumdaki meslektaşlarımız hakkında farklı değerlendirmeler yapılmış; bazı başvurular kabul edilirken, fakültelerin önerdiği birçok meslektaşımızın statüsü onaylanmamıştır. Kriterlerin kimlere, hangi gerekçelerle ve nasıl uygulandığı konusunda açıklık sağlanmamıştır.

Adı kriter olan bir uygulama, kişiden kişiye değişiyorsa, orada objektiflik değil, keyfilik vardır. Akademik görevlendirmeler kişisel tercihlere veya yetkili kurulların görüşü alınmadan oluşturulan ölçütlere göre yapılamaz. Üniversitenin mevzuatını ve yetkili kurullarının iradesini devre dışı bırakan bu yaklaşımı kabul etmiyoruz.

Dönem ortasında öğretim üyesi değiştirmek DAÜ’nün akademik değerlerine aykırıdır

2026-2027 Güz Dönemi’nin ortasına gelinmiş, ara sınavlar başlamıştır. Buna rağmen, Rektörlüğün bilgisi ve olumlu yaklaşımıyla dersleri yürütmek üzere görevlendirilen meslektaşlarımızın statüleri hala belirsizdir. Son olarak, VYK kararı gerekçe gösterilerek fakültelerin önerdiği birçok öğretim üyesinin görevlendirmesinin kabul edilmediği ve bu hocaların yerine başka öğretim üyelerinin görevlendirilmesinin talep edildiği ifade edilmektedir.

Dönem ortasında dersleri yürüten hocaların derslerden çıkarılmasını ve yerlerine başka hocaların atanmasını istemek, DAÜ’yü DAÜ yapan akademik değerlere taban tabana zıttır. Üniversitemizin tarihinde akademik işleyişi bu ölçüde belirsizliğe sürükleyen böyle bir uygulamayla karşılaşmak son derece vahimdir.

Dönem ortasında öğretim üyesi değişikliğine gidilmesi, öğrencilerde haklı bir memnuniyetsizlik yaratacak ve eğitimde sürekliliği ile akademik planlamayı olumsuz etkileyecektir.

Bu noktada Rektörlüğün sorumluluğu büyüktür. Temmuz ayından bu yana dekanların, bölüm başkanlarının ve sendikamızın yaptığı uyarılara rağmen sorunların çözümsüz bırakılması ciddi bir yönetim zafiyetidir.

DAÜ, kendi ilan ettiği değerlerle çelişiyor!

Doğu Akdeniz Üniversitesi temel değerlerini web sayfasında açıkça yazıyor. Bugün yaşananlar bu değerlerin hemen hepsiyle çelişiyor.

DAÜ adil ve eşitlikçi olduğunu söylüyor. Ama imzaladığı Toplu İş Sözleşmesi’ni uygulamıyor. Benzer durumdaki meslektaşlarımıza farklı ölçütler uyguluyor. Kişiye göre değişen bir ölçütle adalet sağlanmaz.

Şeffaf ve hesap verebilir olduğunu söylüyor. Oysa hangi kriterin kime ve hangi gerekçeyle uygulandığı açıklanmıyor. Alınan kararlar dekanlara ve bölüm başkanlarına bile yazılı olarak bildirilmiyor.

Akademik özgürlük ile demokratik yapı ve kültür de bu değerler arasında yer alır. Buna rağmen bölüm ve fakülte kurullarının kararları, Senato’nun ve Üniversite Yönetim Kurulu’nun görüşü alınmadan, keyfi olarak değiştiriliyor.

DAÜ aidiyet duygusundan, insan odaklılıktan ve dayanışmadan da söz ediyor. Aynı yönetim, bu üniversiteye yıllarını vermiş hocalarını dönemin ortasında derslerinden almaya çalışıyor. Vefa böyle gösterilmez.

Bu değerler bir tanıtım metni süsü olsun diye yazılmadı. Yönetimin uyması gereken ilkelerdir. Üniversitenin 2030 vizyonunda “mutlu çalışanlar” hedefi yer alıyor. Bu uygulamalarla o hedefe ulaşılamaz.

DAÜ-SEN’in talepleri açıktır!

Bugün Rektörlük önünde bulunmamızın nedeni bellidir. Üniversitemizin hukukuna, akademik değerlerine ve çalışanlarının haklarına sahip çıkıyoruz. Taleplerimiz makul, açık ve karşılanması zorunlu taleplerdir:

65 yaş üzerindeki meslektaşlarımızın sözleşmeleri, Toplu İş Sözleşmesi ve yürürlükteki mevzuat doğrultusunda birer yıllık sürelerle uzatılmalıdır. Sözleşmelerin uzatılmaması nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetler giderilmelidir.

Dönem ortasında dersleri yürüten öğretim üyelerinin değiştirilmesi yönündeki girişimlerden derhal vazgeçilmeli, fakülteler tarafından önerilen kıdemli öğretim üyesi ve seçkin profesör statüsündeki meslektaşlarımızın görevlendirmeleri onaylanmalıdır. Keyfi ve kişilere göre değişen kriter uygulamasına son verilmelidir.

Üniversite yönetimi, kendi ilan ettiği temel değerlere uygun şekilde davranmalıdır. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesi gereği, alınan kararlar gerekçeleriyle birlikte ilgili birimlere yazılı olarak bildirilmelidir.

Rektör’e çağrımız

Rektör’e çağrımız nettir: Hukuka uyun. Toplu İş Sözleşmesi’ni uygulayın. Keyfi kararlardan vazgeçin ve üniversitenin akademik iradesine saygı gösterin. Personelinize sahip çıkın. Çalışma barışını yeniden kurmak için sendikamızla açık bir diyalog sürecini başlatın.

Bu taleplerimizin karşılanmaması halinde mücadelemizi ve eylemlerimizi sürdüreceğiz. DAÜ-SEN, üniversitemizin akademik birikiminin, değerlerinin ve çalışanlarının haklarının geriye götürülmesine seyirci kalmayacaktır.

DAÜ-SEN

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu