Duyurular

DAÜ’de Yönetim Anlayışı Yeniden İlkesel ve Kurumsal Zemine Döndürülmelidir

Değerli Meslektaşlar,

Üniversitemizde Rektörlük tarafından sürekli olarak “istenilmeyen” veya “uygun olmayan” kişiler ilan edilmekte ve bu kişiler hedef haline getirilmektedir.

Daha önce yaşadığımız süreçlerde, önce “istenilmeyen” dekanlar belirlenmiş, ardından bu dekanlar görevden alınmıştır. Sonrasında ise fakülteleri tarafından defalarca yeniden seçilmelerine rağmen, uzun süre Rektörlük tarafından göreve atanmaları istenmemiştir.

Dekanların ardından, Rektörlük tarafından “istenilmeyen” enstitü müdürü sorunu yaşanmıştır. Bir önceki Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) döneminde, fakülteleri tarafından yapılan seçimlerle yeniden seçilen dekanlar görevlerine iade edilmiş; yükseltilmeleri yapılmayan veya engellenen akademisyenlerin yükseltilmeleri de yine aynı VYK tarafından gerçekleştirilmiştir.

Bu kez ise söz konusu kararları alan VYK Başkanı ve üyeleri “istenilmeyen kişiler” olarak ilan edilmiştir.

Yaklaşık yedi ay önce VYK üyelerinin tamamı Hükümet önerisi ile görevden alınmış ve yerlerine yeni üyeler atanmıştır. Ancak üniversitedeki “istenilmeyenler” sorunu maalesef sona ermemiştir. Yeni VYK döneminde de “istenilmeyen enstitü müdürü” sorunu devam etmiş; sonunda, iki kez yapılan seçimlerde tekrar tekrar seçilen enstitü müdürü, Rektörlüğün direncine rağmen VYK tarafından yeniden göreve atanmıştır.

Değerli Meslektaşlar,

Maalesef Rektörlüğün “istenilmeyen kişiler” sorunu, yeni VYK atamalarıyla da sona ermemiştir. Şimdi de “istenilmeyen” yeni bir VYK Başkanı ve üyeleri vardır.

Yani kişiler ve isimler değişse de sorunlar değişmemektedir. Çünkü sorun kişilerde değil, kurumsal ve ilkesel bir yönetim anlayışının ortaya konulamamasındadır.

Bu süreç maalesef devam etmektedir. Son dönemde bu anlayışın bir başka yansıması da 65 yaş ve üzerindeki akademik personel konusunda ortaya çıkmıştır. Yapılan toplantılarda bu yaş grubundaki akademisyenlerin üniversitede istenmediği yönünde değerlendirmeler dile getirilmiş, bunun sonucunda da söz konusu akademik personelin sözleşmelerinin Toplu İş Sözleşmesine aykırı olarak uzatılmamasına karar verilmiştir. VYK başkanının mevzuat ihlali ve tazminat yükü uyarısına rağmen bu kapsamda olan 4 hocamız, 6 ayı ve/veya 1 yılı kalmış olmalarına rağmen istenilmemişlerdir. Bu da yetmemiş bu hocalarımızın kidemli veya seçkin profesör olarak görev almaları da istenilmemiş ve kişilere özgü kriterler uydurulmuştur. Böylece “istenilmeyen kişiler” yaklaşımı, yöneticilerden ve akademik birim temsilcilerinden sonra, yıllarını üniversiteye vermiş deneyimli akademisyenleri de kapsayacak şekilde genişlemiştir.

“İstenilmeyen” VYK Başkanı ve üyelerinden, “istenilmeyen” dekanlara, bölüm başkanlarına ve/veya yardımcılarına ve nihayetinde “istenilmeyen” kıdemli ve seçkin öğretim üyelerine kadar uzanan bir noktaya gelinmiştir.

Değerli Meslektaşlar,

Rektörlüğün bu süreçlerde aldığı kararların hiçbirinin ilkesel, mali, akademik ve/veya yönetsel bir gerekçesi bulunmamaktadır. Asıl neden kişiseldir. Söz konusu kişilerin Rektörlüğün yönetim anlayışını eleştirebilmesi, onları “istenilmeyen” kişiler haline getiren temel neden olarak karşımıza çıkmaktadır.

Rektörlük, hem VYK ile hem de bazı fakülte ve bölümlerle sürekli ve ciddi bir çatışma içerisindedir. Bugüne kadar da bu çatışmaları ortadan kaldıracak kurumsal ve ilkesel bir yönetim anlayışı ortaya koymuş değildir. Rektörlük ne VYK ile ne de ÜYK ve Senato ile sağlıklı bir yönetim birlikteliği sergileyebilmektedir.

Rektörlük son olarak, toplu elektronik posta gönderiminin engellenmesi konusunda önce bu durumdan haberi olmadığını belirtmiş, ardından ise haberi olmadığını söylediği bu engeli, mealen, “şahsi postaların gönderilmesi uygun değildir” şeklinde açıklamıştır. Böylece bir tüzel kişiliğin temsilcisi olan Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) Başkanı’nın “şahsi posta” gönderebileceği ihtimalini de tarihte ilk kez öğrenmiş olduk.

Rektörlük, halen görevde bulunan VYK Başkanı’na karşı sergilediği bu antidemokratik yaklaşımla, üniversitedeki kurumsal ilişkilerin yanı sıra insani ilişkileri de ciddi biçimde zedelemiştir.

Rektörlük aynı tavrı Mühendislik Fakültesi Dekanlığı konusunda da sürdürmektedir. Buna göre, Rektörlüğün düzenlediği seçimde, üç aydır seçilmiş olan Dekanın asaleten atanmasına ilişkin karar hala VYK’nın gündemine sunulmamıştır.

Değerli Meslektaşlar,

Ülkedeki seçim atmosferinin yarattığı olumsuz etkilere bağlı olarak oluşan; “bizden olanlar, bizden olmayanlar” yaklaşımı nedeniyle de bu sorun maalesef her geçen gün daha da derinleşmektedir.

Üzülerek ifade etmeliyiz ki bu durum sürdürülebilir değildir.

Rektör, bir an önce Üniversiteyi ilkesel temelde, kurumsal bir yönetim anlayışına yeniden döndürmeli; üniversitenin kurullarıyla birlikte çalışmalı ve ortak akıl temelinde kurumsal kararlar üretebilmelidir.

Yanlışın neresinden dönülürse kardır.

Sayın Rektör’e açık çağrımızdır:

Kriz daha fazla derinleşmeden Üniversite Yönetim Kurulu (ÜYK) ve Senato’yu acilen toplantıya çağırınız.

Toplantıların gündemi; Üniversitede mevzuata uygun, kurumsal yönetim anlayışının yeniden tesis edilmesi ve bu doğrultuda gerekli kararların alınması olmalıdır.

Mevzuatı, VYK’yı, ÜYK’yı ve Senato’yu yok sayan uygulamalarda ısrar etmeyiniz. İlgili fakültelerin ve akademik kurulların değerlendirmelerini ve akademik dönemin başlamış olduğunu dikkate alınız.

Bu yaklaşım, DAÜ’nün kurumsal yapısının, akademik özerkliğinin ve demokratik üniversite anlayışının korunması açısından olmazsa olmazdır.

DAÜ-SEN

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu