Uyarıyoruz: Hukuk, Kurumsal Yönetişim ve Demokratik Teamüller Korunmalıdır

Üniversiteler; akademik özgürlük, kurumsal özerklik, katılımcı yönetişim ve hukukun üstünlüğü ilkeleri üzerine inşa edilmiş kurumlardır. Bu ilkeler yalnızca evrensel değerler değil, aynı zamanda üniversitelerin sürdürülebilirliği ve bilimsel üretkenliği için vazgeçilmez unsurlardır. Bu unsurlar, Doğu Akdeniz Üniversitesi için de aynen geçerlidir.
Kuzey Kıbrıs Eğitim Vakfı ve Doğu Akdeniz Üniversitesi Kuruluş Yasası’nın 24’üncü maddesinin (2)’nci fıkrasına dayanılarak hazırlanan Doğu Akdeniz Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve Araştırma Enstitüsü Kuruluş, İşleyiş ve Çalışma Esasları Tüzüğü’nün 5’inci maddesinin (1)’inci fıkrası Enstitü Müdürü atamalarında izlenmesi gereken usulü açık ve tartışmaya yer bırakmayacak biçimde düzenlemiştir ve şöyledir:
“Enstitü Müdürü, Enstitü Kurulu’nun görüşleri de alınarak Rektörün üniversite içinden veya dışından önereceği adaylar arasından Vakıf Yöneticiler Kurulu tarafından üç yıllık süre için atanır. Süresi dolan Enstitü Müdürü yeniden atanabilir.”
Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde yıllar içerisinde oluşmuş kurumsal uygulama da bu hükümle uyumludur. Enstitü Kurulu, görüşünü oluştururken eğilim yoklamasına başvurmakta; akademik birimlerin iradesi bu yolla kurumsal yönetime yansıtılmaktadır. Yoklama sonucunda öne çıkan aday Rektörlüğe görüş olarak iletilmekte ve Rektör’ün önergesi ile Vakıf Yöneticiler Kurulu’nun onayı sonucunda atama asaleten gerçekleştirilmektedir. Bu uygulama, yalnızca mevzuat gereği veya bir gelenek değil; katılımcı yönetişim anlayışının somut bir tezahürüdür.
Buna karşın, mevcut mevzuat ve yerleşik teamüllere rağmen Sayın Rektör Prof. Dr. Hasan Kılıç, yukarıda belirtilen tüzük maddesine uygun bir asaleten atama sürecini izlemeyerek, 2 Ocak 2026 tarihinde görev süresi dolan Enstitü Müdürü Prof. Dr. Ali Hakan Ulusoy’un yerine 5 Ocak 2026 tarihinde Prof. Dr. İzzet Sakallı’yı vekaleten atamıştır.
Asaleten yürütülmesi gereken görevlerin, hiçbir zorunluluk bulunmaksızın keyfi bir yaklaşımla, kurulların tüzükte tanımlanmış yetkileri yok sayılarak vekaleten yürütülmesi kabul edilebilir bir davranış değildir.
Seçimle ve teamüllere uygun şekilde Senato tarafından önerilen ve Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) tarafından atanan Sayın Rektör Prof.Dr. Hasan Kılıç, kendisi için meşru ve doğru gördüğü bir uygulamayı ne yazık ki üniversitedeki diğer yöneticiler için uygun görmemektedir. VYK’nın uymakta olduğu mevzuata ve demokratik teamüllere, maalesef Sayın Rektör uymamaktadır.
Yaz aylarında iki dekanın görevden alınması sürecinde, bölüm kurulları tarafından seçilen bazı bölüm başkanlarının asaleten atamalarının yapılmamasında ve eğilim yoklamalarının zamanında yapılmayarak gereksiz vekalet süreçlerinin yaratılmasında Sayın Rektör’ün mevzuatı zorladığı ve yeni bir fiili durum yaratma çabası içerisinde olduğu görülmektedir.
Sayın Rektör bu tutumuyla yalnızca kendisini değil, üniversitenin yetkili kurullarını ve tüm çalışanlarını da gereksiz yere meşgul etmekte; kurumun enerjisini aşağıya çekmektedir. Çalışanların oylarıyla seçilmiş bir Rektör’ün, yetkili kurullara ve çalışanlara sırtını dönerek kendi iradesini dayatma çabası içine girmesi kabul edilemezdir.
Sayın Rektör’ün mevzuatı, hukuku ve yerleşik teamülleri hiçe sayan bu yaklaşımı, ne yazık ki Sayın Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun temel yönetim anlayışıyla örtüşür hale gelmiştir.
Belki de tarihte ilk kez Vakıf Yöneticiler Kurulu, hukuka ve demokratik teamüllere sahip çıkma konusunda Rektörlükten çok daha ileri bir noktada yer almaktadır. Bu çerçevede VYK, dün yazmış olduğu yazı ile Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve Araştırma Enstitüsü Müdür Ataması konusunda Rektörlüğü uyarmış; mevzuata uygun şekilde Enstitü Kurulu’nun görüşü de alınarak asaleten atama yapılmak üzere önerinin en geç 23 Ocak 2026 tarihine kadar sunulmasını talep etmiştir.
Bu yazı ile VYK, mevzuatta kendisine tanınan yetkiyi kullanacağını açıkça ortaya koymuştur. Benzer bir tutumun Enstitü Kurulu tarafından da sergilenmesi doğal ve gereklidir.
Gelinen noktada Sayın Rektör’ü bir kez daha uyarmak istiyoruz: Asaleten atama süreçlerini ve demokratik teamülleri yok saymayın; vekaleten atama yetkinizi gereksiz ve keyfi biçimde kullanarak suistimal etmeyin; çalışanlar arasında ayrımcılık yapmayın; düşmanlık ve nefret tohumları ekmeyin; “seçilseler de atamam” anlayışını benimsemeyin ve üniversiteye zarar vermeyin. Sayın Rektör, girdiğiniz yol hem sizin hem de kurum için bir çıkmazdır. Bu yoldan vazgeçin; yetkili kurullar, seçilmiş yöneticiler ve temsilcilerle birlikte çalışmayı kabul edin.
Son olarak, mevzuata ve demokratik teamüllere aykırı biçimde görev kabul eden üyelerimize de bir hatırlatma yapmak istiyoruz: Akademik yöneticilik makamları, temsil edilen akademik topluluğun meşru iradesiyle anlam kazanır. Hiçbir görev, hiçbir makam bu iradenin ve akademik etik ilkelerin üzerinde değildir. Rektörün değil, temsil ettiğiniz kitlenin desteğine güvenin; arkadaşlarınızın emeğine haksızlık etmeyin; hukuka ve demokratik teamüllere sahip çıkın ve üyesi olduğunuz sendikanın tüzüğüne uygun hareket edin.
Bilimsel üretimin, akademik özgürlüğün ve kurumsal güvenin korunabilmesi için; bugün savunulan hukuk ve demokrasi ilkelerinin, yarın hepimiz için vazgeçilmez olacağı unutulmamalıdır.
DAÜ-SEN



